Ümit Zileli
10 Aralık 2019

21. yüzyılın ilk çeyreğinde kadının çilesi!..


2020 yılına şunun şurasında üç hafta bile kalmadı…

Diğer bir deyişle, 21’inci yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakmamıza da yalnızca 5 yıl var!.. Dün önümdeki yüzlerce haberi değerlendirirken gözüme kadınlar takıldı; sadece bizim değil, dünyanın kadınları da… Dünyadan ve bizden örneklerle bir bakalım istedim kadının hallerine…

İlk örnek Suudi Arabistan’dan; bu ülkede kadınlara hükümet tarafından bir büyük özgürlük daha bahşedildi:

Belediyeler Bakanlığı’nca, restoranlardan artık kadınlar ve erkekler için ayrı giriş kapıları bulundurmaları istenmeyecek!..

Yani, bu kararla birlikte artık Suudi kadınları erkeklerle aynı kapıdan restorana girebilecek! Ancak bakanlık dikkat ederseniz yasağı kaldırırken bu konudaki kararı da işletme sahiplerine bırakıyor!.. Daha önce de kadınların yanında kocası olmadan araba kullanma yasağı kaldırılmış, bu karar da sevinçle karşılanmıştı!..

Aynı zaman dilimi içinde, dünyanın bir diğer ucunda, Finlandiya’da dünyanın en genç başbakanının, Cumhurbaşkanı’nın onayının alınmasının ardından göreve başlayacağı ilan edildi. Zaten mevcut hükümetin ulaştırma bakanı olan yeni başbakan, Sosyal Demokrat Parti (SDP) tarafından önerildi.

Adı Sanna Marin ve yalnızca 34 yaşında bir kadın! Bitmedi; Marin gelecek yıl yapılacak SDP kongresinde genel başkanlığa seçilmesi durumunda ise mevcut merkez sol koalisyondaki tüm partilerin başında kadın liderler olacak!.. Kısacası, Finlandiya kadınlar tarafından yönetilen bir ülke olacak!..

Darısı islam dünyasının kadınlarının başına olabilir mi acep?!.

Türkiye’nin iç yakıcı halleri!..

Gelelim bizim ülkemize… İçimi yakan üç haberi paylaşacağım…

Daha birkaç gün önce Kadınlar Meclisi, İstanbul ve Ankara’daki kadınlara, Şili’den dünyaya yayılan “Las tesis” dansı için çağrıda bulunmuş ve bir de “prova video” yayınlamıştı. Kadınlar önceki gün saat 15.00’de Kadıköy’de bir araya gelerek kadına şiddet ve ayrımcılığa karşı danslı gösteriyi sunmaya başladıktan kısa bir süre sonra polis gösteriye müdahale etti. Üstelik müdahale edenler de kadın polislerdi!

Valilik, dansta kullanılan sözlerde suç unsuru bulunduğunu bu nedenle müdahale edildiğini. 7 kadının da gözaltına alındığını açıkladı…

Kadınlar dans edebilirdi ancak şarkı sözlerini kullanamazlardı!..

Ortaya yukarıdaki acıklı fotoğraf çıktı!.. Gördüğümde “yazık bu ülkeye “ dedim!..

Diğer olayı sanki dünmüş gibi anımsıyorum; Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Zeycan Balcı, 3 yıl önce ÇHD üyesi 22 avukatın yargılandığı dava için gittiği İstanbul Adliyesi’nde basın açıklaması yapılmak istendiği sırada polisin müdahalesi sonucu yere düşmüş ve yediği tekmeler sonucu beli kırılmıştı…

Balcı hastaneye kaldırılmış ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Buna karşılık 5 polis de müdahale sırasında ellerinden yaralandıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuşlardı… İlk dava Balcı ve 9 arkadaşı hakkında açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 10 avukatın direnerek polisin görev yapmasını engellediği gerekçesiyle 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.

Tekme darbeleriyle belindeki kemik ve kasları parçalanan Zeycan Balcı ise aylarca tedavi gördü, çelik korse ve iğnelerle ayakta durmaya çalıştı. Balcı’ya tekme attığı iddia edilen polis ise yargı karşısına 3 yıl sonra çıktı!..

Davanın ne kadar süreceği ise meçhul!..

Ateş böceklerinin çığlığı!..

Son haber ise Birleşmiş Milletler Kadın Birimi UN Women’dan…

Ateş Böcekleri ile Karanlığı Aydınlat kampanyasında kadınların kamusal alanda kendilerini güvende hissetmedikleri yerleri, kentleri interaktif haritada “ateş böceği” ile işaretleyerek birbirlerini uyarması istendi…

Türkiye haritası baştan aşağı aydınlığa büründü!..

Haritaya bakıldığında başta Ankara, İstanbul, İzmir olmak üzere Türkiye’nin hemen her yerinin ateş böceğini temsil eden ışıklarla dolduğu, yani kadınların kendilerini nerdeyse hiçbir yerde “güvende hissetmediği” ortaya çıktı!

Şimdi başımızı ellerimizin arasına alıp ciddi şekilde düşünmenin vaktidir:

Biz, nasıl oldu da bu hallere düştük!..

Kadınlar, hangi ara ülkenin neredeyse bütününde kendisini güvende hissetmediği bir ruh haline sürüklendiler!..

Hiç düşündünüz mü, böyle bir ruh hali, sokaklarda öldürülen şiddete uğrayan kadınlar, tacize, tecavüze uğrayan kızlı erkekli çocuklar, her yerde vahşet, hakaret bu toplumu nerelere savurur!..

Bize, hepimize, tüm topluma o ateş böceklerinin ışığını söndürmesini sağlayacak bir yol gerekli acilen!..

Yazarlar

21. yüzyılın ilk çeyreğinde kadının çilesi!..
Ümit Zileli