Gürkan Hacır
15 Temmuz 2021

15 Temmuz


Tam 5 yıl geçti.

O kabus gecenin üzerinden tam 5 koca yıl geçmesine rağmen…

15 Temmuz’un bilinmeyeni bilenenlerinden daha çok.

Gerçi…

Görülen davalar… Verilen ifadeler… Ortaya yeni çıkan belgeler… Kamera görüntüleri…

Pek çok yeni bilgiye sahibiz.

Ama gene de tam anlamıyla 15 Temmuz’un bütün karanlık noktaları aydınlandı mı derseniz hayır derim.

Sorularım çok…

★★★

Fetö firarisi gazetecileri izliyorum internette.

Hemen hepsi yıllardır youtube’da 15 Temmuz’u anlatmaya çalışıyorlar.

Aslında anlatmaya değil…

Kendileri anlamaya çalışıyorlar… Başlarına gelen felaketin nasıl olduğunu anlamaya uğraşıyorlar.

“Nasıl oldu da biz bu oyuna düştük” yollu konuşuyorlar.

Ve işin içinden kolayca sıyrılmak için de “darbe kumpası” deyip çekiliyorlar.

Tıpkı bizim mahallede ilk zamanlar gereksiz konuşulduğu gibi…

15 Temmuz darbe miydi tiyatro mu?

★★★

Siz hiç 253 kişinin öldüğü tiyatro gördünüz mü?

Veya 1491 kişinin yaralandığı bir sahne izlediniz mi?

Rol gereği F-16’lardan polis özel harekata bomba atılır mı?

Müebbetle yargılanan tiyatrocu gördünüz mü?

Hiç ağzı burnu kırılmış başrol oyuncusu tanıdınız mı?

★★★

15 Temmuz darbeydi…

Üstelik tarihimizin en kanlı darbesi.

Yaşı müsait olanlar hatırlar…

Olmayanlara ben hatırlatayım.

27 Mayıs, 21 Şubat… 22 Mayıs… 12 Mart… 12 Eylül…

Darbe sırasında ölen insan sayısı neredeyse yok gibidir.

27 Mayıs’tan 22 Mayıs’tan 12 Eylül’den sonra idamlar var… O ayrı…

Ama darbe sırasında tek tabanca patlamadı.

21 Şubat’da 2 asker hayatını kaybetti.

O kadar…

Onun dışında darbe ve darbe girişimleri sırasında ölen yoktur.

Oysa 15 Temmuz öyle mi?

Kan banyosundan geçtik.

★★★

Peki neden hala ikna olmayanlar var.

Çünkü bilindik bir darbe gibi olmadı.

Sabaha karşı olmadı.

Emir komuta içinde olmadı.

Kötü yazılmış bir parodi gibi başladı. Kanlı bir finalle bitti.

İşte bu yüzden cemaatin çocukları bile başlarına gelene inanamıyorlar.

★★★

Oysa şöyle bir yakın tarihimizi okusalardı…

Bu çocukça işe kalkışmazlardı.

Örneğin 9 Mart’ı okusalardı.

★★★

9 Mart’ın hazırlığını Aralık 1970’den itibaren duymayan kalmamıştı.

Ankara’da herkes 3 ay önceden her şeyi biliyordu.

Sadece Ankara değil… Pentagon biliyordu… Moskova duymuştu…

TSK’nın çook büyük kısmı haberdardı.

9 Martçılar ise kendi aralarında cunta savaşlarıyla meşgullerdi.

★★★

15 Temmuz’da da aynı soru soruluyor.

Daha önceden biliniyor muydu?

Elbette biliniyordu.

Emniyetteki fetöcüyü bulmuş temizlemiş devlet…

Yargıdakini bulmuş ayıklamış…

Bakanlıkları dip köşe bulmuş tek tek tutmuş kulağından atmış…

Ordudakini mi bilmeyecek?

Hangi rütbedeki hangi subayın cemaatçi olduğunu görmeyecek kadar kör olabilir mi?

Üstelik 15 Temmuz öncesi her yere dokunulmuş girilmiş… Bir tek TSK kalmış…

Orada yuva yapmadığını mı düşünecek devlet?

★★★

Elbette 15 Temmuz önceden biliniyordu…

Sadece…

Hangi gün yapılacağı bilinmiyordu.

Kaç kişi bu çılgınlığa katılacak o kestirilemiyordu.

Yoksa ordu kendi içindeki fetöcüyü bilmez olur mu?

★★★

15 Temmuz’da gördük ki…

Devlet sanıldığından da büyük canlı bir organizmadır.

Ona öyle kolay kumaş biçilmez…

15 Temmuz’da gördük ki…

Yıllardır abiler, imamlar, mahremler, ordu içinde örgütlenen bu tosunlar TSK’nın ancak yüzde 3 ünü harekete geçirebilirlermiş.

15 Temmuz’da gördük ki…

Devlet uyur gibi yapar ama uyumazmış.

15 Temmuz’da gördük ki…

Ava giden avlanırmış…

★★★

15 Temmuz tarihimizde acı ve kanlı bir sayfadır.

Çokça da dersler çıkarmamız gereken bir sayfa…

Yazarlar

15 Temmuz
Gürkan Hacır